ERKAN ŞAMCI SÖYLERKEN ERSAĞ ÜRETİYOR...

2012-03-28 00:46:00

Ekolojik Yaşam Uzmanı Erkan Şamcı’nın sayesinde Türk kadınlarının gündemi hayli değişti. Çamaşır deterjanından böcek ilacına kadar birçok kimyasalın doğal alternatifini artık evde yapmak mümkün.

Çay sohbetlerinde, altın günlerinde, akraba ziyaretlerinde, aktarlarda, eczanelerde son zamanlarda önemli şeyler konuşuluyor: Ekolojik hayat. Günlük hayatımıza bakan kısmıyla da evde doğal çamaşır-bulaşık deterjanı yapmak, genel temizlik maddeleri üretmek, böcek-farelerle tabii şekilde mücadele etmek, türlü bitkileri dikip bakımını üstlenmek gibi. Gelişmiş ülkelerde yıllardır konuşulan önemli konular artık bizim de gündemimizde. Bunun önemli bir sebebi var. Şarkıcı Gülben Ergen’in sabah programına haftada bir gün yeşil tulumu, doğal hayat alternatifleriyle katılan Erkan Şamcı. Ekolojik yaşam uzmanlığı yapan Şamcı ile organik ilişkileri, doğal temizlik maddelerini nasıl yapacağımızı konuştuk.

Erkan Bey aslen ziraat mühendisi. Bu alanı bilerek,  isteyerek tercih etmiş ve bu branşta başarılar elde etmiş biri. Ekolojik yolculuğu ise neredeyse bir bomba kadar güçlü zirai ilaçların kullanılmasına karşı çıkıp doğal alternatifler geliştirmesiyle başlıyor. Çiçek-bitki bakımıyla yakından ilgilenmeyenlerin bile kulaktan duyma bildiği Çiçek Coşturan, Çim Coşturan gibi doğal bitki takviyelerini bu sebeple icat etmiş. Kendisi, İstanbul’da yaşamasına rağmen doğayla iç içe hayat sürdürebilen nadir insanlardan. Ürün geliştirme uzmanı’ olarak çalıştığı Botanika firmasındayken bile çoğu zaman ofis bahçesinde vakit geçirmeyi tercih ediyor. “Havayı, toprağı hissedemezsem yaşayamam, nefes alamam.” diyor. Şehirli insanın sıkıntılarını da hâliyle iyi biliyor. Bundan dolayı belki de çocuklar toprakla tanışsın, temas etsin, burun büktüğü bir sebzenin ne büyük zahmetlerle önüne geldiğini anlasın diye ‘Pencere Önü Bostanları’ fikrini atmış ortaya. Çok rağbet gören bu uygulamadan sonra anneler onu arayıp “Çocuğum hayatında ilk kez patlıcan, biber, maydanoz yedi.” demiş. Şamcı amacına ulaştığı kanaatinde: “Minikler belki hayatında ilk kez doğayla irtibat kurdu. Sevmediği yiyeceklerin ne büyük çabalarla meydana geldiğini, en önemlisi nimeti nimet yapanın üzerindeki emek olduğunu anladı.”

Ekolojik hayat, dünyadan kopmamaktır  

Erkan Bey’i televizyon ekranlarında ‘ekolojik yaşam uzmanı’ unvanıyla görüyoruz. Peki, ekolojik yaşam uzmanları ne iş yapar? Meslekler son yıllarda branşlara ayrıldı. Ziraat mühendisleri arasından da ekolojik hayat üzerine yoğunlaşanlar var. Onların işini ‘tabiattan kopmuş şehirli insanlara doğal hayat pratikleri sunmak’ şeklinde tanımlayabiliriz. Yalnız bu tanımlamaya bakarak sadece yeme-içme ve gündelik hayatla ilgili ayrıntılar gelmesin aklınıza. Erkan Şamcı hayatın tamamının tabii hâliyle algılanması gerektiğini belirtiyor. Mesela GDO’lu (genetiği değiştirilmiş organizma) domatesler kadar GDO’lu ünlülere, ilişkilere, kadınlara, erkeklere ve çocuklara da itiraz ediyor: “İnsanımızın doğal yapısı bozulmuş. Şehir hayatı bazı erkekleri dişileştirmiş, bazı kadınları da erkekleştirmiş. Çocuklar da hareketsiz, heyecansız, bilmiş, büyümüş de küçülmüş edasında. Önce kendimizi organikleştirmeliyiz. Seven, gülen, heyecanlanan, saygı duyan, merhamet eden, vicdanının sesini dinleyen, gözlerinin içi gülen, yardım eden kişi organiktir mesela. Ekolojik yaşam dünyadan kopmamaktır. Yaratılan her şeye yaratandan ötürü sevgi ve saygı duymak, sahip çıkmak, oradaki sanatı görüp şükretmektir.” Erkan Bey, çevremize, doğaya, insanlara bu mantıkla bakmamız gerektiği üzerinde duruyor. Onun için bu düşünce uzun yıllar önce bir hayat felsefesi hâline gelmiş. Dolayısıyla günlük yaşam içinde onu rahatsız eden hayli ayrıntı çıkıyor ortaya. Evde küçük kafeslere, fanuslara, birkaç odaya hapsettiğimiz hayvanlardan 2 odalı evlere, antibakteriyel ürünlerden deterjan reklamlarına kadar insan fıtratına ve kâinata zarar veren her şey ilgi alanında.

Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre ülkemizde 2002’de 85 bin 939 olan kanserli hasta sayısı 2010’da 214 bin 131’e çıkmış. Bu ölümcül hastalığı tetikleyen unsurların başında vücudumuza aldığımız zararlı kimyasallar var. Mesela bir çay kaşığındaki bulaşık makinesi deterjanını tamamen temizlenmek için 18 litre su gerekirken; bir makine dolusu bulaşık yeni üretilmiş makinelerde 15 litre suyla yıkanıyor. Hâlbuki koyduğumuz deterjanın tamamen temizlenebilmesi için 16 ton suya ihtiyaç var. Peki, 80 yıl önce, kimyasal içerikli temizlik maddeleri hayatımıza girmemişken insanlar temiz değil miydi? Güzel kokmuyor muydu çamaşırlar? Soruların cevabı Erkan Bey’de: “O dönemin insanları şimdikilerden daha az temiz ya da bakımsız değildi. Onların tüm temizlik maddeleri kalıp sabun, arap sabunu, çamaşır sodası, kül, sirke, limon tuzu, karbonattı. Mesela ‘Şunu kullanmayın’ demeden önce geçmişe dönüp muhakkak bakıyorum. Anneannelerimiz neler yapmış, bu sorunun üstesinden nasıl gelmiş diye. Her kimyasalın bir doğal alternatifi var. Bunları araştırmak, bulmak, anlatmak, halkı bu konuda bilinçlendirmek görevim. Alternatif sunmazsam anlattıklarımın bir anlamı kalmaz.”

Boraksın kilosu 6 TL’den 150 TL’ye çıktı!

Sirkeyi keskin kokusuyla çoğumuz sevmeyiz. Bizim için karbonat pasta ve kurabiyelere konan, kabartıcı bir maddedir sadece. Sıvı sabunlar dururken zeytinyağlı kalıp sabuna kimse dönüp bakmaz. Çamaşır sodasını anneannelerimizin kullandığını duymuştuk. Arap sabununu tanır, biliriz ama hayatımızda yeri yoktur. Boraks mı? O da ne canım?.. Çoğunun ismini bildiğimiz ama evimize sokmadığımız malzemelerle de Erkan Bey tabiri caizse Türk kadınlarını tekrar tanıştırdı. Hem de sayısız fonksiyonuyla birlikte. Yalnız Ekolojik Yaşam Uzmanı Şamcı gösterilen rağbetle birlikte önceden bir paraya satılan malzemelerin şimdi onlarca kat zamlanmasına kızıyor: “Kilosu en fazla 5 TL’lik boraks artık eczane ve aktarlarda 100-150 TL’ye satılıyor. Bulaşık deterjanı yaparken kullandığımız hardal tozunun kilosu 6 TL’den 180 TL’ye çıktı. Hatta bazı aktarlar hardal tozu diye içi boyalı, garip bir toz veriyor. Bana mesajlar geliyor ‘Bütün bulaşıklarımız, lavabomuz turuncu oldu’ diye. Bundan dolayı artık doğal alternatifler verirken çok iyi yağ emen hardal tozunu söylemiyorum.”

Erkan Bey, her hafta başka bir formülle, alternatif yöntemlerle seyircilerin karşısına çıkıyor. Telefonla programa katılanların da sorularına anında cevap veriyor. Yalnız bunlar öyle birkaç araştırmanın, incelemenin sonucu ortaya çıkmış bilgiler değil. Milyonlara ulaştığı her bir programa oldukça iyi hazırlanıyor. Mesela evde hemen her gün 4-5 kez bulaşık, çamaşır yıkıyor; daha iyi sonuçlar elde etmek, daha etkin alternatif çözümler sunabilmek adına. Zaten evinde küçük bir laboratuarı da var. Burasını hem ürün geliştirme projeleri hem de alternatif yaşam uygulamaları için kullanıyor.

Deterjanını kıvamında yapamayan, aktar tarafından kandırılan, çiçekleri böceklenenler de hemen ona başvuruyor. Bundan dolayı son zamanlarda oldukça yoğun günler geçirdiğini; markette, lokantada, alışverişte benzer sorularla karşılaştığını anlatıyor. Gerçi tüm bunlardan şikâyetçi değil. Amacına ulaştığı gün gibi aşikâr: “Kadınlar, özellikle küçük çocuğu olanlar çok duyarlı. Zararlı kimyasalları hayatlarından kısa sürede çıkarıyorlar. Ekolojik yaşamın kapılarını inanıyorum ki annelerle açacağız. Üretici büyük firmalar da potansiyelin farkına varıp ekolojik ürünler üretmek durumunda kalacak.”

 
Her kimyasalın ekolojikalternatifi var

Modern zamanları yaşarken kadınlar da erkekler de oradan oraya koşturup duruyor. Kimsenin boş vakti yok. İşte bundan dolayı içi zararlı kimyasallarla dolu temizlik maddeleri bizim için önemli. Düşünsenize, çamaşır makinenizin bir gözüne deterjan bir gözüne yumuşatıcı koyup kapatıyorsunuz. 1-2 saat sonra mis kokulu, bembeyaz çamaşırları alıyorsunuz. Bulaşık makinesindeki durum bundan farklı değil. En yağlı, kirli bulaşıklar pırıl pırıl elinizde. Evinizi bir siliyorsunuz mis gibi kokuyor, ortamın enerjisi değişiyor sanki. Tüm bunlar çok pratik, etkili gibi duruyor; ama ya sağlığımız? Erkan Şamcı bu soruya şöyle cevap veriyor: “Kimyasallar hayatı kolaylaştırırken aslında daha sağlıksız, daha kısa, ‘sadece’ kendinizi düşündüğünüz bir hayat sunar. Ekolojik yaşam hem sizin hem de başka canlıların hayatını garanti altına alırken daha uzun, sağlıklı, huzurlu bir hayat vadeder. Giderek sunileşen hayatta insanları maddi-manevi ayakta tutacak tek şey doğal yaşamaktır.” Hâl böyle olunca biraz fıtri yaşamaya, biraz öze dönmeye ne dersiniz? Bunun için Erkan Şamcı’nın alternatif yöntemlerine kulak kabartmak lazım. Doğallığın, fıtri olanın tadına vardığınızda zaten bir daha vazgeçemeyeceksiniz…

Çamaşır deterjanı yerine: Bir kalıp doğal sabun alınıp rendelenir. İki litre suyun içine konur. Karıştırılıp sabun eriyene kadar kaynatılır. İçine 1 çay bardağı boraks, 1 su bardağı da çamaşır suyu eklenir. Karıştırılarak 5 dakika kadar daha kaynatılır. Sonra geniş ağızlı bir kabın içine karışım alınır. Soğudukça katılaşan malzemeden kullanılacağı zaman bir kupa alınıp cezvede eritilerek makinenin deterjan haznesine konur (biraz sulandırabilirsiniz de). Yumuşatıcı gözüne de elma sirkesi eklenir. Çamaşırlarınızın parlak, yumuşak ve tertemiz olduğunu göreceksiniz. Eğer sabunu eritmeden koyarsanız çamaşırlarınızda sabun kalabilir ya da su tahliye hortumu tıkanabilir…

Bulaşık deterjanı yerine: Bir kupanın içine 1 yemek kaşığı karbonat, 1 tatlı kaşığı boraks, 1 tutam limon tuzu, bir tatlı kaşığı hardalı koyup sıcak su yardımıyla hepsini karıştırıp eritin ve bulaşıkların üstüne rastgele dökün. Evde kullanılmış limon varsa onu da çatal-bıçak sepetinin kıyısına köşesine sıkıştırın. Sıcak suyun yardımıyla limon bulaşıklarınızı hem çok iyi parlatacak hem de kötü kokuları önleyecektir.

Genel temizlik maddeleri yerine: 1 litre sıcak suyun içine 1 yemek kaşığı karbonat, 1 tatlı kaşığı boraks, 1 çay kaşığı arap sabunu, birkaç damla portakal, limon ya da lavanta yağı, 1 çay bardağı sirke iyice karıştırılır. Püskürtme özelliği bulunan bir şişenin içine konulduktan sonra her yerin tozunu bu karışımla alıp her türlü genel temizlik için kullanabilirsiniz. Parkeleri silerken de suyun içine arap sabunu koymanız yeterli. Eğer ‘illa da hijyen’ diyerek bu konuda takıntınız var ise bir yemek kaşığı boraks da ilave edebilirsiniz. Çünkü boraks bir ameliyathaneyi bile dezenfekte edebilecek güçte, en doğal dezenfektandır. Asla zehirli değildir.

Mobilya cilaları yerine: Bir ölçü zeytinyağına bir ölçü sirkeyi püskürtebileceğiniz bir şişeye koyup karıştırmanız yeterli. Hem lekeler kolaylıkla çıkar hem de mobilyalarınız pırıl pırıl parlar. (Elde etmek istediğiniz miktara göre çay bardağı, su bardağı, kahve fincanı kullanabilirsiniz.)

Kireç çözücüler yerine: Çaydanlık, su ısıtıcıların içine bir tutum limon tuzu koyup kaynatabilirsiniz. Kirecin hızla çözüldüğünü görüp şaşıracaksınız. Sirke de aynı işlevi görüyor. Ayrıca sirkeli su kaynatılan evde kötü kokular yok olur, havadaki zararlı mikroplar ölür. Özellikle bulaşıcı hastalık yaşanan evlerde sirkeli su kaynatmakta fayda var.

Cif yerine: Karbonat, çamaşır sodası cifin işlevini fazlasıyla görüyor. Daha inatçı yüzeyler için de bir limonu ikiye kesip üzerine limon tuzu ya da karbonat döktükten sonra ovalamak yeterli.

Halı temizleyiciler yerine: Halılarımızda bizim gözle görmediğimiz, özellikle alerjisi bulunan, astım hastaları ve bebekler için zararlı canlılar yaşıyor. Dolayısıyla sık olmamakla birlikte ara ara halıların üzerine mısır nişastası ya da boraks serpip 10-15 dakika beklettikten sonra süpürerek bu canlılardan kurtulmanız mümkün. Yalnız nişasta ya da boraksı ölçülü şekilde serpmenizde fayda var. Erkan Şamcı bazı süpürge motorlarının bu maddeler çok serpildiğinde zarar görebileceğini belirtiyor.
Böceklerle doğal mücadele yöntemleri

Erkan Şamcı: “Böcekleri iyi tanımak gerekiyor. ‘Onuncu kattaki bir eve acaba neden girer?’ diye düşünmek lazım. Onları biz çağırıyoruz, hayat şartlarını biz oluşturuyoruz. Yemek kalıntılarını mutfakta bırakıyoruz, masanın altına kaçan ekmek kırıklarını, yiyecek parçalarını almıyoruz, ortamı temiz tutmuyoruz, toz almıyoruz, evimizdeki çatlakları, delikleri kapatmaya üşeniyoruz. Su ihtiyaçlarını damlayan musluklardan ya da temizlik esnasında ıslak bırakılan yüzeylerden karşılıyorlar. Hâl böyle olunca evimize yerleşen böcekler bir türlü terk etmek istemiyor. Ev temizse, çatlak, delik yoksa, ortalıkta yiyecek bırakılmıyorsa, su kaynağı bulunmuyorsa hiçbir böcek orada yaşamak istemez. Evindeki böceklerden şikâyet edenler önce tüm bu sebepleri ortadan kaldırmalı. Buna rağmen kurtulamıyorlarsa doğal çözümler mevcut. Onlarla mücadele etmek için çok etkili zehirler kullanmaya gerek yok. Küçücük yaratıklara tankla ateş etmenin insani bir tarafını göremiyorum. Böcekleri tanıdıktan sonra aklımızı kullanmanız yeterli.”

Karıncalar için: Karıncalar salatalık kabuğunu hiç sevmez. Bulundukları yere salatalık kabuğu koyduğunuzda oradan bir daha çıkmadıklarını göreceksiniz. Aynı şekilde tebeşirden de hiç hoşlanmıyorlar. Bunun için de gelmemesini istediğiniz yere tebeşirle çizgi çekmeniz yeterli. Bu çizgiyi kesinlikle aşmadıklarını hayretle gözlemleyeceksiniz. Çok çok mecbur kalmadığınız müddetçe uygulamamanız gereken bir diğer yöntem de karıncaların çıktığı yere bebe pudrası dökmektir. Pudra nefes almalarını engeller ve onları toplu şekilde öldürür.

Oryantal hamam böceği için: Çok dayanıklı ve en uzun yaşayan canlılar arasındadır. Hafızaları iyidir. Ev sahibiyle yabancıları dahi ayırt edebilirler. Genelde geceleri herkes uyuduktan sonra çıkarlar. 2 ay açlığa, 10 gün de susuzluğa dayanabilirler. Kafaları koptuktan sonra bile 10 gün yaşarlar. Başı koptuğu için değil, su içemedikleri için ölürler. Defne yaprağı, okaliptüs, sarımsak, nane yaprağını, karbonatı, sirke ve limonu hiç sevmezler. Bunlardan bir ya da birkaçını böceklerin çıktığı yerlere koyabilirsiniz. Bir de onlar için tuzak yem hazırlayabilirsiniz. Haşlanmış patatesin içine yumurta sarısı (iki yiyeceği de çok seviyorlar) bir miktar da boraks koyup hamur hâline getirin. Minik minik toplar yaparak böceklerin genelde çıktığı yerlere koyun. Boraks onların ölmesini veya ortamlarından uzaklaşmalarını sağlayacaktır. Onlarla mücadele etmediğinizde ise bir çift böcek 1 yılda 200 bin adede ulaşır. Yaptığınız mamanın başka hiçbir canlıya zararı yoktur. Boraks toksik (zehirli) bir madde değildir.

Fareler için: Fareler unlu gıdaları çok sever. Bir miktar unun içine biraz boraks koyup suyla karıştırın. Yuvarlanabilecek bir hamur elde edin. Küçük toplar yaparak onların geçtiği yerlere koyun. Boraks sindirim sistemlerini bloke edip onları öldürecektir. Farelerin metabolizmaları çok güçlüdür. Sürekli verilen zehirlere bağışıklık geliştirip ölmeyebilirken bu karışım hem doğaldır hem de kesin çözümdür…

Bitkileri böceklerden korumak için: Çiçek ve bitkileri böceklerden temizlemek için satılan zehirlerin hepsi hem bitkiyi hem doğayı hem de insanı (dolaylı yoldan) zehirliyor. Hâlbuki bunların hiçbirine gerek yok. Bir püskürtmeli şişenin içine 1 litre suya 1 tatlı kaşığı arap sabununu koyun, iyice çalkalayıp sabunu erittikten sonra çiçeklerin üzerine püskürtün. Yalnız hastalanmış çiçeğin yanındakilere de bu karışımı uygulamayı unutmayın. 


Yaz aylarında sinek ve diğer uçan canlılardan korunmak için: Erkan Şamcı evde sineklerden korunmak için 24 saat takılı duran prizlere de soluğumuz havayı berbat eden spreylere de karşı. Çünkü onların doğaya, insana verdiği zarar büyük. Ki doğal bir alternatif zaten var. Yatmadan önce vücudunuza okaliptüs ya da nane yağını sürebilirsiniz. Bunu yapmak istemiyorsanız, bir tasın içine bu yağlardan damlatıp canlıların odaya girmesini engelleyebilirsiniz. Sarımsak yemek de etkili. Sarımsak yemiş ya da yanına koymuş birine sinekler yaklaşmıyor. Bulunduğunuz odada defne yaprağı yakmak da sineklerin mekânı terk etmelerine yetiyor. Tabii tüm bunlardan önce pencerelerde sineklikler bulunması, açıkta şekerli gıdaların, yemek artıklarının bırakılmaması, evin temiz tutulması elzem. Bu önlemler alındıktan sonra yine sinek geliyorsa o zaman mücadeleye başlamak lazım.
 

***Biz ersagedirne olarak tüm doğallıkların yanındayız ve paylaşırız ama deriz ki doğal ürünleriniz zaten ersağ da var siz ersağ kullanın yeter....

25582
0
0
Yorum Yaz